Aşağıdaki yazı Murat Talu tarafından 20 Eylül 2020 tarihinde Tahtakafa.com için yazılmıştır 🎉 Ben havai fişekler patlatarak yayınladım, siz de keyifle okuyun 🙂
Her nedense, marangozların kulakları ile ilgili bir çok hikaye vardır ve bunların çoğu belden aşağı, kendi aralarında anlatıp güldükleri hikayelerdir. Bunlardan birisi şöyle:
Marangozun birisi şerit testerede çalışır iken testere kopar ve adamın kafasına çarpar. Kan revan içerisinde, feryat figan, kafasına bir çaput basıp götürürler hastahaneye. Doktor açar bakar; “ Kulak kopmuş, koşun bulup getirin, yerine dikelim” der. Bir koşu giderler, talaşların arasından bulurlar kulak parçasını, getirirler hastahaneye. Kulak yerine dikilir, ameliyat falan.
Artık iyileşmiştir. Sargılar açılır, doktor gururla sorar marangoz hastasına: “Bak bakalım nasıl olmuş“ Marangoz der ki “Olmamış, bu kulak benim kulak değil“ Haydaaaa! Nerden çıkardın kardeşim, sen ne diyorsun? Cevap: “Benimkinin arkasında kalem vardı“
Evet! Marangoz denince kafamızda bir resim vardır. Önlüğü olur marangozun. Manav önlüğü gibi ama daha çok cebi vardır. Hatta genelde kocaman, yatay bir göğüs cebi de bulunur. Bu ceplerin birinden yarısı dışarı çıkmış sarı, katlanır metre görünür. Ve olmazsa olmaz, kulağının arkasında kalemi olur.
Marangozun kalemi kurşun olur ama ilkokul kalemlerine benzemez
Bu kalem bildiğimiz kurşun kalem. Eskiden yassıları olurdu, benim dedem sarı ve yassı kalem kullanır idi. Sonra bu yassılar ancak batı kaynaklı yapı marketlerde ve internette bulunur oldu. Yassıların içindeki “kurşun“ daha kalın olduğu için zor kırılır zor körelir. İlkokul kurşun kalemlerine benzemez.

Atelye ortamında kalemtraş kullanmak işin raconuna ters düşer.
Kurşun kalem körelince “açılır“. Ama atelye ortamında kalemtraş kullanmak işin raconuna ters düşer. Çakısı olan havalı havalı çakı ile, bazısı ıskarpile ile çoğunlukta rendenin altını çevirip rendenin tığının ağzı ile açar kalemini. Anlatıldığı kadar kolay olmaz bu iş, ince sanat ister. Kırmadan, ne çok sivri, ne çok küt açmalısın. Çabucak bitmemeli kalem, uzun süre kullanılmalı!
Her şey gibi kalemler de değişti
Sonraları, biraz mürekkep yalamış takım bu işe el atınca kalemler de değişti. Babam çakı ile inanılmaz kalem açardı. Onun şikayeti “kalemler değişti, yumuşadı, B2 çok yumuşak, artık çok sert ağaç kulanmaya başladılar” gibi… Ve sonunda “ Versatil “ denilen, tepesine bastıkça hazır uç çıkan kalemlerde karar kıldı. Kutu kutu kalem içi ve çeşit çeşlit versatil kalem edindik. Hala saklarım.
Son yıllarda gazlı kalem bile kullanılmaya başlandı. Malzemeler değişti, lamine br levhanın üzerine kurşun kalemin işaret atması beklenemezdi.
Hangisini kullanırsanız kullanın kalem izini silmek yok etmek zaman zaman zor oluyor. Hele kurşun kalem izi fark edilmeyip, silinmeden birde üzerine cila yedi ise çıkarmanız mümkün olmuyor. UV yedi mi solar falan hikaye!
Bazı arkadaşlar ise işi iyicene geriye götürdüler: Ahşabın üzerine işaret atmak = çizik atmak = çizmek demektir, çakının ucuyla hafif bir çizik atarım kimse anlamaz oldu. E haklılar da yani. Silme derdin yok, yeter ki gözlerin hem yakını hem uzağı iyi gören cinsten olsun. Böyle kalemleri metalciler kullanırlar, sert metalden yapılmış. Onların başka şansı yok çünkü gazlı kalem de, kurşun kalem de en ufak sürtünme ile parlak yüzeyden silinip gidiveriyor.
Kendi ahşap işaretleme kaleminizi de yapabilirsiniz
Çakı kullanmak yerine doğru dürüst bir ahşap işaretleme kalemi yapayım derseniz, yapacağınız iş kalem şeklinde maket bıçağı edinmek olabilir. Veya kullanılmayan kör bir bıçağı taşa tutup ucunu maket bıçağı ucu boyutuna getirip kullanabilirsiniz. Hele sapıda cilalı ahşap ise keyifli olur. Veya internetten hazır alırsınız. Bu tür malzeme bazı meraklı sitelerinde bulunuyor. Örneğin www.nalburcuk.com bunlardan birisi. Ama sitenin neresinde söylemem, tembelliğe alışmayın, girin, arayın, bulun! Hem bu vesile ile yeni birşeyler görür öğrenirsiniz. Dayanamayıp lüzumsuz şeylere para harcarsanız, aile bütçenizi berbat ettim diye beni suçlamayın.
